Tatil Cennetleri

5/2/2008

Ağva

Kategori: Tatil Yeri ve Otelleri

AĞVA

 

TARİHİ : Ağva ve çevresinde yaşam çok eskiye dayanmaktadır. Yapılan son araştırmalar Ağva ve çevresinin tarih öncesinde (Cilalı Taş Devri) iskân edildiğini göstermektedir. Karadeniz sahil kesidinde yapılan prehistorik çalışmalarda Ağva ve çevresinde Peleolitik çağın muhtelif bölümlerine ve özellikle Epi-Paleolitik döneme ait birçok konak yeri saptanmıştır. (ESIN 1988).
Ağva ve civarında ilk yerleşim denizci bir kavim olan Miletler tarafından M.Ö. 8. y.y.’da olmuş ve buralarda birtakım ticaret kolonileri kurmuşlardır. M.Ö. 7. y.y.’da Miletler tüm Karadeniz kıyı şeridine yayılarak birçok devamlı ve kuvvetli kıyı şehirleri kurmuşlardır.
(HILLER. GAERTRINGEN 1591)

Ağva ve civarı Antik çağda iki defa istilaya uğramış, birinci istila eski yunanlıların Pers seferinden geri dönüşlerinde komutanları Xenophon tarafından, ikincisi ise kıyı şeridini takip ederek ilerleyen Roma komutanı Lucullus tarafından gerçekleştirilmiştir.
(BELLER 1988)

Ağva ve civarı Selçuklular döneminde Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile 1090 senesinde ele geçmiş ve Türk topraklarına dahil edilmiştir. 1097 senesinde I. Haçlı orduları Ağva ve civarını Selçuklulardan geri almış ve bir müddet Latin egemenliği hüküm sürmüştür. 14. y.y.’a kadar Ağva ve civarı Bizans uç kalelerinden biri olarak kalmıştır. Osmanlılar zamanında Ağva ve civarı Yıldırım Beyazıt döneminde fethedilmiştir. Buralar Osmanlıların ilk dönemlerinde Anadolu dan getirilen Türkmen aşiretleri tarafından iskan ettirilmiştir. Ağva ve civarında değişik yerlere yerleşen Türkmen aşiretlerinin lâkapları kurdukları yerleşim birimlerinin de ismini oluşturmuştur. Hasan oğulları ( Hasanlı köyü ). Çengil oğulları (Çengilli Köyü), Gökçeler (Göçe Köyü), Gökmenler (Gökmaslı Köyü), Çitaklar (Çataklı Köyü), Karamanoğulları (Karamandere Köyü), Yakup oğulları (Yakuplu Köyü), Isa oğulları (Isa köy ) gibi...

Özetle;
Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi birçok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde. M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin kalıntılarına Ağva' ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün. Kalem köy' de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı köyünde, 3.yy. sonu - 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe' de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli buluntulardır. Ağva'ya 14. yüzyılın ikinci yarısında Konya, Karaman ve Balıkesir'den gelen Türkmen boyları yerleşmişler. Bugünkü Ağva’lılar da aynı Türkmen boylarının çocukları.

 Tabiat Güzellikleri

Şile’ye yakın şirin bir beldedir.  Tabiatı, yeşil ve denizi ile eşsiz güzellikler sunmaktadır. İstanbul’un yanıbaşında bir yeryüzü cenneti. Ağva yemyeşil bir ormana yaslanmış,  masmavi bir denize bakan, iki nehir arasına sıkışmış bir tabiat harikasıdır. Dört mevsimde de büyük şehir karmaşasında kaçanları kendine çekiyor. İstanbul’dan kısa bir yolculuk ile Ağva da bambaşka bir ortama kucak açmak içten bile değil. İstanbul’a sadece 97 km. Kendine has tabiat güzellikleriyle rüya gibi bir tatil cenneti.

 

Ağva da oteller  çoğunlukla Göksu nehri kıyısına sıralanmıştır. Uzun sahili ve eşsiz kumsalları ile değişik yerlerden gelen misafirlerine unutamayacakları bir tatil imkânı sunmaktadır. Tekrar geldiklerinde muhakkak yeni misafirlerle geliyorlar çünkü tadına doyulmayacak güzellikleri methetmemek mümkün değil. Ağva’nın kimi zaman sakin, kimi zaman hırçın dalgaları insanı cezbediyor. Otel fiyatları konaklamak için oldukça cazip.

 

Denizden bakınca bembeyaz duvaklı bir gelini andıran, karadan bakınca da bir ördeği andıran “Gelin Kayası”  Ağva’nın görülmesi gereken bir açık hava müzesi.  Motorlu bir tekne tutup kıyıyı takip ederek Norveç fiyortlarını andıran  Gelin Kayasına varabilirsiniz.

Kısaca bu kadar tabiat güzellikleri olan bir yeri görmemek ve güzel havasını teneffüs etmemek büyük kayıp.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!


Blogcu ile yapıldı