12/2/2008
Amasra
Kategori: Tatil Yeri ve Otelleri
AMASRA
Tarihi
Amasra ya da tarihte bilinen ilk adıyla Sesamos şehri, M.Ö XII. Yüzyıla kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Bu dönemde bölgede görülen Gasgas ve Hitit egemenliğinden sonra şehir, Fenikelilerce ticari amaçlara yönelik bir koloni olarak kullanılmıştır. Kısa süren Fenike hâkimiyeti sonrasında İon kolonizasyon hareketleri ile şehir Miletli ve Megaralı denizcilerce ele geçirilmiş ve kısa zamanda tüm Batı Karadeniz sahilinin önemli bir ticari çekim merkezi haline gelmiştir. Özellikle bölgenin zengin orman ürünleri (başta şimşir, meşe palamudu, kestane olmak üzere) ticaretin gelişmesinde en önemli etkendir.

Bir dönem Lidya egemenliğine giren şehir, M.Ö IV. Yüzyılda Pers yönetimine geçmiştir. Makedonyalı Büyük İskender’in Anadolu’yu Pers istilasından kurtarmasından sonra Sesamos’un yönetiminin Persli bir prenses olan Amastris’e geçtiğini görüyoruz. Bu dönemde canlı bir ticari hayat ile şehir tarihinin en parlak dönemini yaşamıştır.

Amastris’ ten sonra iki yüzyıl kadar Pontus Krallığı’na bağlı kalan şehir M.Ö 70 de Romalıların hâkimiyetine girdi. Paflagonya eyaletinin merkezi olan şehir, Roma İmparatorluğunun 395’te ikiye ayrılması ile Doğu Roma sınırları içerisinde kalmıştır. Doğu Roma yönetiminde “Amastedos” adı ile anılan şehir, ticari fonksiyonlarını giderek kaybetmiş, özellikle dinsel bir merkez haline gelmiştir.
XIII. Yüzyılda Cenevizli tüccarlar şehri ele geçirmişlerdir, Ekim 1460’ta Fatih Sultan Mehmet’in fethine kadar Ceneviz yönetiminde kalan şehirde canlı bir ticari hayatın yansıması olarak pek çok sanat eseri günümüze ulaşmıştır. Amasra’nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını şöyle dile getirir: “Lala Lala , Çeşm-i Cihan bu mudur ola?” Fetih sonrası şehirdeki iki kilise camiye çevrilir, bir kadı atanır ve Fatih’in emriyle Eflâni Kalesi halkı Amasra’ya yerleştirilir. Osmanlı yönetimindeki şehir, Bolu Sancak Beyliği’ne bağlı bir merkez olarak varlığını sürdürmüş, bu dönemde şehri ziyaret eden Batılı gezginler büyük bir hayranlıkla bahsetmişlerdir.

XIII. Yüzyılda Cenevizli tüccarlar şehri ele geçirmişlerdir, Ekim 1460;ta Fatih Sultan Mehmet; in fethine kadar Ceneviz yönetiminde kalan şehirde canlı bir ticari hayatin yansıması olarak pek çok sanat eseri günümüze ulaşmıştır. Amasra’nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını söyle dile getirir: Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola?; Fetih sonrası şehirdeki iki kilise camiye çevrilir, bir kadı atanır ve Fatih;in emriyle Eflani Kalesi halkı Amasra;ya yerleştirilir. Osmanlı yönetimindeki şehir, Bolu Sancak Beyliği; ne bağlı bir merkez olarak varlığını sürdürmüş, bu dönemde şehri ziyaret eden Batili gezginler büyük bir hayranlıkla bahsetmişlerdir. Amasra da görülecek yerler: Osmanlı Hamamı, Amasra Kalesi, Oyma Mağaralar, Kemerdere Köprüsü, Içkale Mescidi, Bedesten, Fatih Camii, Antik Tiyatro, Gürcüoluk Mağarası, Çekiciler Çarsısı, Kuşkayası Yol Anıtı Amasra Kalesi: Kale Çekiciler Çarsısının orada. Kale'nin tepesinden Amasra’yı panaromik görebilir, manzarayı seyrederken çayınızı içebilirsiniz. Bizans döneminde ünlü olan buradaki tapınak, Osmanlı zamanında uzun yıllar boş kalmış ve kendiliğinden yıkılmıştır. Döşeme mozaiklerini ve temellerini ise defineciler sökmüşlerdir. Yapılan bilimsel etüdler sonucunda burasının; bir narteks ile köşe oda ve apsidlereyer verilerek orta mekâna "Haç" planı sağlanmış bir kilise olduğu açıklanmıştır. Büyükada'nın, Amasra 'dan 150–200 metre kadar açıkta ve her türlü havada kolayca gidilip gelinemeyecek bir durumda olması dikkate alınınca Büyükada kilisesinin yanındaki diğer binalarla bir külliye niteliğinde ve Manastır işlevinde olduğu muhakkaktı. Adanın güney-batı eteğinden başlayıp tepeye doğru devam eden kaya basamakları da buraya ulaşıyordu. Çekiciler Çarşısı: Tahtadan el işi değişik hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Ancak pazarlık yapmayı sakın unutmayın!Kuşkayası Yol Anıtı: Roma İmparatorluğu zamanında Tiberius Claudius Cermanicus (M.S 41–54) zamanında, Doğu Eyaletleri İnşaat Ordusu (Legion) Komutanlığı yaptıktan sonra kaydıhayat şartıyla Bithynia-Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aquilla tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme yeri ve anıtıdır. Krateria-Amastris ara yolunun son dinlenme noktasında, Amasra'ya

Eni 5 metreyi bulan Roma kaya yolunun son izleri de bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanılmaktan hasıl olan aşınmışlığı ile görülebilmektedir. Amasra'ya kadar gidipte sahilde yürüyüş yapmamak olmaz. Yazın denize de girilebilen bu yerde deniz özleminizi bir miktar olsada giderebilirsiniz. Konaklama: Amasrada konaklamak için birçok seçeneğiniz var. Birçok pansiyon ve otel olduğu gibi ev pansiyonculuğu da yaygındır. Eğer kalabalık bir grup gitmeyi planlıyorsanız evde kalmak daha ekonomik ve eğlenceli olabilir.Yeme-İçme: Amasra denince akla ilk önce balık gelir. Hafta sonları Amasra ziyaretciler nedeni ile kalabalık olduğu için yemek yiyeceğiniz restorana vakitlice gidip yer bulmaya bakın. Restoranlarda önceden rezervasyon olayı yok, tabii bir otobüs insan gitmiyorsanız. Bir yer beğendiniz ve yemek yiyeceksiniz, mutlaka "salata" ısmarlayın. Buradaki salatalar insana parmak yedirtir cinsten. Muhteşem bir lezzetti var. Tabii denizin dibinde olup balık yememek olmaz. Balık seçimini size bırakıyorum herkesin zevki farklıdır. Unutmadan! Kandil ve Ramazan ayında restoranların bazıları kapalı diğerlerinde de alkollü içki servisi yapılmıyor. Haberiniz olsun. Eğlence: Lezzetli yemeğinizi yedikten sonra dilerseniz Amasra içinde yürüyüş yapın, sahil kenarında oturup çay için ya da barlardan birine girin.

AMASRA KALESİ
Amasra Kalesi ilk kez Romalılar döneminde, bugun ayakta duran surlar ise Bizanslılar döneminde yapılmıştır. M.S. 14. ve 15. yüzyıllarda Cenovalılar tarafından ön duvarlar ve kapılar yapılarak daha iyi savunmaya alınmıştır. Surlar Boztepe ve Zindan mahallesinden oluşan iki ada kütlesini çevrelemektedir ve bu iki ada kemere adı verilen roma döneminde yapılmış birbirine bağlanmaktadır. Surlar büyük blok taşlarla inşa edilmiş olup kale şeklinde kulelerle tahkim edilmiştir Amasra kalesi ortaçağ havasını günümüze yansıtan önemli kalıntılardandır.

AMASRA KİLİSESİ
Amasra Klisesi M.S. 9. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş bir bizans klisesidir. Küçük bir şapel planında olup narteks kısmı üç bölümlüdür. Özenli tuğla işçiliği ile yapılmış olan klise 1460 tarihinde Fatih Sultan Mehmet`in Amasra`yıl almasından sonra camiye dönüştürülmüştür cami 1930 yılında ibadete kapatılmıştır.

CENOVA ŞATOSU
Kalenin iç kale olarak bilinen kesimidir. Cenovalıların bir saray (şato) haline getirdiği Kale içine, Büyükliman tarafından basamaklı kaldırımla ulaşılan Cenova armalı bir ana kapıdan; kale içinde de yüksek bir burçla korunmaya alınmış şato kapısından girilmektedir. Kapıdaki armalarda; üstte Cenova, alttaki üçlüde solda Poggio (Galata Podestasının mensup olduğu, Liguryalı ailenin), ortada Cenova, sağda Malaspina (Asup olduğu ailenin) blazonları vardır.

KUŞ KAYASI YOL ANITI
Kuşkayası-Yol Anıtı M.S. 41-54 tarihleri arasında Roma İmparatoru Tiberius Germanicus Cladius zamanında Bithynis Pontus Valiliği’ne atanan Gais Julius Aeuilb tarafından, bölgenin, ‘karayolu dinlenme yeri’ olduğunu belirtmek için inşaha edilmistir Kemerli bir niş içine oyma tekniği ile yapılan anıtta toga giyimli bir insan figürü ve nişin sağındaki sütunun üzerinde kartal motifinin yer aldığını belirten Göçmen, “Buradaki kartal, Roma askerlerinin sınırsız gücünü temsil etmektedir. İki kitabesi bulunan anıtın Anadolu’da benzeri bulunmuyor. Anadolu’da benzeri bulunmayan Roma dönemine ait Kuşkayası - Yol Anıtı, çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeri. Ülkemizin önemli tarihi eserlerinden biri konumunda olan ve kayaların oyulmasıyla oluşturulan anıt, ne yazık ki bazı definecilerin çevresinde yaptığı kazı çalışmaları nedeniyle zarar görmüştür Kültür Bakanlığı’nın 2000 yılında yaklaşık 5 milyar liraya ışıklandırdığı ve çevre düzenlemesi için 1 milyar lira harcanan anıt, müze müdürlüğümüz tarafından koruma altına alındı. Roma döneminden kalan ve karayolu anıtı olarak anılan bu tarihi eser, önemli kanıtlardan birini oluşturmakta. İtalyanlar burayı restore etmek için beklemekteler, ancak bunun için Bakanlık’tan halen onay çıkmış değil sizde şirin ilçemiz Amasra`ya gelmeden kuşkayası yol anıtına çıkabilir bakacak tepesinden o inanılmaz manzaraya sahitlik edebilirsiniz.

GÜRCÜOLUK MAĞARASI
Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası; görünümleri son derece güzel ve ilginç sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtları, duvar ve perde damlataşları ile bezeli rengârenk bambaşka bir dünyadır.
Gürcüoluk Mağarası, Üçgen biçimli ve 3–4 M genişliğindeki ana girişten sonra yaklaşık 4–5 M yüksekliğinde ve 6x7 m boyutlarındaki ilk oda çevresinde toplanan 15 odadan oluşur. Gerek ulaşım kolaylığı ve doğal çevrenin güzelliği; gerekse renkleri gri, krem ve bej arasında değişen rengârenk damlataşlar ve fiziki özellikler; Mağarayı son derece çekici kılmaktadır.
Bartın'a