1/2/2008
Assos
Kategori: Tatil Yeri ve Otelleri
ASSOS
Assos, günümüzdeki yerleşim yeri Behramkale Köyü ile içiçe, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, M.Ö. yedinci yüzyıldan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık iki bin yedi yüz yıldır yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Bölgede bulunan çoksayıda antik yerleşme merkezinin en önemlilerinden birisidir. Assos, ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte saklı bir cennettir.
Tarihi evlerden oluşan köyde, Ortaçağ mimarisini andıran yapılar arasında dolaşırsınız. Tepelerde binlerce yıllık taşların üzerinde yürürken, pırıl pırıl denize karşı kurulmuş olan bu antik kentin sakinlerinin, ne kadar şanslı olduklarını düşünürsünüz. Yıkıntıların arasında geçmişin izlerini ararken, burnunuza çarpan kekik kokularını da görmezden gelemeyin bu arada. Dolaşırken size mal satmak isteyen satıcıların ısrarlı satış taleplerinide hoş görün .

MÖ. VII
Assos olgusununu ;Assos-Behramkale(Köy içi) , Assos- İskele(Liman), Assos-Kadırga(Kadırga Plajları ve Kadıga Koyu) ve Assos-Yakın Çevresi ile beraber; bu gün 2500 kişiyi ağırlayabilecek kapasiteli turizm bölgesi olarak algılamak lazım.Yeniden başlayan kazı çalışmaları, köyün ve yakın çevrenin hareketlenmesine neden olmuş. Limanda (İskelede) yer alan yapılar, orjinal mimarisinin bozulmamasına dikkat edilerek onarılmış ve otel motel gibi konaklama tesislerine dönüştürülmüş.Ayrıca köy içinde ve yakın çevre köylerde ev pansiyonculuğu başlamış ve ev yemeklerinin yapıldığı küçük lokantalar oluşmuştur.Bölgenin en iyi plajlarını Kadıga Koyunda olması nedeniyle Kadırga Plajlar'nda ve Koyda, hızla oteller moteller ve benzeri tesiler oluşmuştur.Behramkale'nin doğu ve batısındaki köyler hepsi yamaçlarda sanki birer duvar apliği gibi durmaktadırlar.Her köyün heme altındaki güzel koylardada ev yemeklerinin yapıldığı küçük lokantalar,pansiyonlar ve küçük oteller oluşmuştur.Bu gün ASSOS temiz havası, denizi, balıkçılığı ve ören yerine olan bağlantısıyla şipşirin bir tatil yöresidir.
Akropol
Yerleşim yerlerinde; akropol, hatta en doğrusu acropolis, savaşlarda kadın, yaşlı ve çocukları güvenle barındırmak ve barış zamanında öldurücü ve bulaşıcı hastalık taşıyanları (tifo, kolera, cüzzam, vs.) tecrit etmek için de kullanılan vede ilk zamanlarda hellen topluluklarının başında krallar varken, kralların oturdukları yerlerdir. Erişilemez ya da çok yüksekte olmakla birlikte, çok rahat savunulabilecek, kente tepeden bakan bir kale, ekilebilir toprağıyla değerli bir arazi parçası, bir sığınaktırr. Assos’ta hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol,
Assos İskele veya Antik Liman ve Palamut Depoları
Takriben 1950 ve 60 lı yılara kadar; Assos’un denizden içeriye doğru tariben
Daha sonra vinil boya hammaddesinin icadı ve kullanımının yaygınlaşması sı ile palamut ve iğli ekonomik değerini yitirdi. Acıklı sonuç; meyvesinin hiç bir ekonomik değeri olmayan palamut ağaçlarıda kesilip odun kömürü yapıldı. Zaten 6831 sayılı Orman Kanununa görede Palamut meşesi orman ağacı değil.
Ama şu anda kurutulmuş palamut meyvesi, yörede üretilen halı kilim ve sililerde(el dokuma) az miktarda da olsa doğal boya maddesi olarak kullanılıyor. Bölgede az miktar dada olsa palamut ağaçları mevcut. Bölge insanı Palamut ağacına daha sevimli bakıyor. Dolayısıyla daha önceki yıllardaki palamut ağacı katliamı artık yok.
Bölgede doğup büyüyen o yıllarda genç veya yetişkin olan herkes palamut meşesinin yetişmesini, müstahsilin meyvesini toplanmasını, sergide meyvelerin kurutulmasını, depolanmasını, çuvallanarak; o zamanlar tek yük nakliye aracı olan develerle Assos-İskeleye sevk edilmesini, iskeledeki palamut depolarında depolanmasını çok iyi bilir.
Athena - (Minerva) ;üretici zekânın ve adaletli savaşların Tanrıçasıdır. Ülkeyi saldırılardan korur. Bir başka özelliği, Şehir Tanrıçasıdır; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; atları ilk ehlileştirendir. Yılan ve baykuş Tanrıçanın sembolleri olup, diğer bir adı da Pallas'tır.Onun adına şehirlere tapınaklar yapılmıştır.
Assos'taki Athena Tapınağı; İÖ 530'da, Akropol'ün en yüksek yerine (
İki basamaklı podyum, günümüze ulaşabilmiştir. Kazılarda ana bölümde bulunan Helenistik Dönem çakıl mozaik döşeme ve sunak, daha sonra yok olmuştur. Tapınağın kabartmaları, Paris, Boston ve İstanbul Arkeoloji müzelerindedir. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimari kalıntılar, çevrede görülebilir.
Agora, şehirle ilgili politik, dini, ticari her türlü faaliyetin gerçekleştiği, örneğin seçim gibi şeylerin yapılırdığı, tüm kamu binalarının etrafında sıralandığı, halka şeklinde geniş açık alanlardır, kent merkezleridir, çarşıdır.
Assos'ta Agora, Akropol'ün güney yamacındadır. Çevresinde dönemin resmi yapıları yer almaktaydı. Agora Tapınağı'nın, İÖ II. yüzyıldan kalıntıları görülebilir. Bu yapı daha sonra kiliseye dönüştürüldüğünden, özgün planı hakkında bir bilgi yoktur.
Bouleuteiron (Meclis)
Bouleuterion (meclis binası), şehir yaşamı ile ilgili önemli kararları veren kent meclisinin toplandığı yapı anlamına gelir.Assos Antik Kentinin Şehir Mecisi Bouleuteiron Agora’nın doğusunda olup kürsü, heykeller, ve küçük anıtsal yapılardanoluşuyordu.
Gymnasium gençlerin bedensel ve toplumsal eğitim aldıkları, çoğunlukla spor yapılan bina olup bir şehirde agora kadar önemlidir.
Tiyatro
İÖ II yüzyılda Agora'nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde yenileme çalışmalarıyla kullanılabilir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olara, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir. Zaman zaman ASSOS’LA ilgili etkinlikler bu mekânda yapılıyor.
Stoa
Yağmur ve güneşten korunmak amacıyla yapılan, daha çok agoralarda bulunan stoalar;önü sütunlu, üstü örtülü galeriler(revak) olup, uzunlamasına yapılmıs bir duvar buna paralel bir veya birkaç sütun dizisi ve bunları örten bir çatıdan oluşurlar genelde.Dinsel törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılarda, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılırlar.Felsefi Stoa Okulu, duvarları resimlerle süslü sütunların oluşturduğu bir yerde kurulduğu için, "Sütunlu galeri" anlamına gelen Stoa adını almıştır.
Asos'ta stoalar; biri Agora'nın kuzeyinde, öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin İÖ III yüzyılın sonunda ya da II yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı, Dorik üsluptadır. Alt katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler görülebilmektedir. Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlı olup; orta katta 13 dükkân bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı.
Nekropol
Nekropol;"nekro" (ölüler) ve "polis" (sehir) kelimelerinden türetilmiş olup mezarliklari kapsar. Genellikle kent disinda,bazen de ana kapinin hemen yakinin da yer alirlar.Assos'tada böyle olup Assos Nekropoli
Hüdavendigar Camii
XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksekce bir yerde kurulmuş bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının kullanılmış olması ilginçtir. Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.İhtiyaç olduğunda halen camii olarak kullanılmaktadır.
Behramkale Köprüsü
XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli yan gözler




